Lojistik Yönetimi Nedir?
Lojistik yönetimi; ürünlerin, hizmetlerin ve bunlarla ilişkili bilgilerin çıkış noktasından müşteriye ulaşıncaya kadar gerçekleşen ileri ve geri yönlü akışının planlanması, uygulanması ve kontrol edilmesidir. Taşıma, depolama, stok kontrolü, sipariş hazırlama, dağıtım ve iade süreçleri bu yönetim alanının temel parçalarını oluşturur.
Ancak lojistik yönetimi yalnızca bir ürünü bir noktadan başka bir noktaya taşımak anlamına gelmez. Temel amaç; müşteri beklentilerini karşılayacak hizmet düzeyini korurken zaman, stok, taşıma kapasitesi, iş gücü ve maliyet gibi kaynakları birbiriyle uyumlu biçimde yönetmektir. CSCMP de lojistik yönetimini, tedarik zincirinin ürün ve bilgi akışının verimli biçimde planlanmasından ve kontrol edilmesinden sorumlu bölümü olarak tanımlar.
Lojistik Yönetiminin Temel Hedefi Nedir?
Lojistik yönetiminin temel hedefi, müşteri için doğru ürünü erişilebilir hâle getirirken işletme açısından gereksiz maliyet ve kaynak kullanımını azaltmaktır.
Bu hedef genellikle “lojistiğin yedi doğrusu” yaklaşımıyla açıklanır:
- Doğru ürün
- Doğru miktar
- Doğru durumda
- Doğru yerde
- Doğru zamanda
- Doğru müşteriye
- Doğru maliyetle
Bu ilkeler basit görünse de aralarında sürekli bir denge kurulması gerekir. Örneğin stok miktarını artırmak, siparişlerin daha hızlı karşılanmasına yardımcı olabilir; ancak depolama ve işletme sermayesi maliyetlerini yükseltir. Taşıma maliyetini azaltmak için sevkiyatları birleştirmek ise teslimat süresini uzatabilir.
Bu nedenle başarılı lojistik yönetimi, yalnızca her faaliyetin kendi içinde verimli olmasını değil, bütün sistemin ortak bir hedef doğrultusunda çalışmasını gerektirir.
Lojistik Yönetimi Hangi Süreçleri Kapsar?
Lojistik faaliyetleri işletmenin sektörüne, ürünlerine ve dağıtım modeline göre değişebilir. Bununla birlikte süreç, genellikle talebin oluşmasından ürünün teslim edilmesine ve gerektiğinde geri alınmasına kadar uzanır.
Talep ve Sipariş Planlaması
Lojistik sürecinin başlangıç noktası çoğu zaman fiziksel ürün değil, müşteri talebidir. Hangi ürünün, ne zaman, ne miktarda ve hangi konuma gönderileceği bilinmeden stok veya taşıma planı oluşturulamaz.
Sipariş planlamasında aşağıdaki bilgiler bir arada değerlendirilir:
- Geçmiş satış verileri
- Sezonluk talep değişimleri
- Kampanya ve lansman planları
- Tedarik ve üretim süreleri
- Depo kapasiteleri
- Teslimat taahhütleri
Yanlış veya eksik talep tahmini, bir tarafta stok tükenmesine, diğer tarafta ise fazla stok birikmesine neden olabilir. Bu nedenle satış, pazarlama, üretim ve lojistik ekiplerinin aynı veriler üzerinden hareket etmesi önemlidir.
Gelen Lojistik ve Tedarik Akışı
Gelen lojistik; ham madde, yarı mamul, ambalaj veya ticari ürünlerin tedarikçiden işletmeye ulaşmasına kadar gerçekleşen hareketleri kapsar. Taşıma planlaması, teslim alma, kalite kontrol, gümrük işlemleri ve ürünlerin depoya yerleştirilmesi bu sürecin parçalarıdır.
Tedarikçi seçimi yalnızca birim fiyat üzerinden yapılmamalıdır. Teslimat sürekliliği, kalite, kapasite, konum, ödeme koşulları, kriz dönemlerindeki esneklik ve bilgi paylaşımı da toplam lojistik performansını etkiler. Tedarikçilerle uzun vadeli ilişkilerin ve pazarlık süreçlerinin yönetilmesi açısındanSatın Alma Müzakerelerinde Stratejik Yaklaşım eğitiminin ele aldığı değerlendirme ve müzakere araçları tamamlayıcı bir bakış açısı sunabilir.
Envanter ve Stok Yönetimi
Stok yönetimi, hangi üründen ne kadar bulundurulacağını ve yeniden siparişin ne zaman verileceğini belirlemeye odaklanır. Amaç, müşteri talebini karşılayacak ürün bulunabilirliğini sağlarken fazla stok, eskime ve depolama maliyetlerini sınırlamaktır.
Etkili bir stok yönetiminde şu unsurlar değerlendirilir:
- Minimum ve maksimum stok seviyeleri
- Güvenlik stoğu
- Yeniden sipariş noktası
- Tedarik süresi
- Stok devir hızı
- Ürünlerin raf ömrü
- Sezonluk talep değişimleri
- Ürünlerin satış ve kârlılık performansı
Yalnızca toplam stok değerini takip etmek yeterli değildir. Stokların hangi lokasyonda bulunduğunun, kullanılabilir durumda olup olmadığının ve sistem kayıtlarıyla fiziksel miktarların eşleşip eşleşmediğinin de bilinmesi gerekir.
Depo ve Malzeme Hareketleri
Depo yönetimi; mal kabul, yerleştirme, saklama, toplama, paketleme ve sevkiyat aşamalarını kapsar. Depo içindeki küçük bir yerleşim veya yönlendirme problemi bile her siparişte tekrarlandığında önemli bir zaman ve iş gücü kaybına dönüşebilir.
Ürünlerin satış hızına, boyutuna, ağırlığına ve birlikte sipariş edilme ihtimaline göre konumlandırılması, toplama mesafelerini kısaltabilir. Barkod, RFID, el terminalleri ve depo yönetim sistemleri ise fiziksel hareketlerle dijital kayıtların eş zamanlı tutulmasına yardımcı olur.
Taşıma ve Dağıtım Yönetimi
Taşıma yönetiminde hangi taşıma modunun, taşıyıcının, rotanın ve sevkiyat planının kullanılacağı belirlenir. Kara yolu, deniz yolu, demir yolu ve hava yolu; maliyet, hız, kapasite ve ürün özellikleri bakımından farklı avantajlara sahiptir.
Dağıtım planı oluşturulurken şu değişkenler birlikte değerlendirilmelidir:
- Teslimat süresi
- Taşıma maliyeti
- Araç ve yük kapasitesi
- Teslimat noktalarının konumu
- Ürünün sıcaklık veya güvenlik koşulları
- Gümrük ve sınır süreçleri
- Müşterinin teslimat zaman aralığı
- Alternatif rota ve taşıyıcı seçenekleri
Uluslararası satışlarda lojistik kararları; gümrük, kargo, ödeme, iade ve hedef pazar koşullarından ayrı düşünülemez.
Tersine Lojistik
Tersine lojistik; ürünlerin müşteriden satıcıya, üreticiye, onarım merkezine veya geri dönüşüm noktasına doğru ilerleyen akışıdır. İadeler, hatalı ürünler, yeniden kullanım, ambalaj geri kazanımı, bakım ve ürünlerin kullanım ömrü sonunda toplanması bu kapsamda değerlendirilir.
Özellikle e-ticarette iade süreci, satış sonrası müşteri deneyiminin önemli bir parçasıdır. İade edilen ürünün kontrol edilmesi, yeniden satışa uygunluğunun belirlenmesi, stok kayıtlarının güncellenmesi ve müşteriye geri ödeme yapılması birbiriyle bağlantılı işlemlerdir.
Lojistik Yönetimi ile Tedarik Zinciri Yönetimi Arasındaki Fark
Lojistik yönetimi ve tedarik zinciri yönetimi birbirleriyle yakından ilişkili olsa da aynı kapsamı ifade etmez. Lojistik, tedarik zincirinin önemli bir parçasıdır; tedarik zinciri yönetimi ise daha geniş bir organizasyon ve iş ortakları ağını kapsar.
Karşılaştırma alanı | Lojistik yönetimi | Tedarik zinciri yönetimi |
Temel odak | Ürünlerin, hizmetlerin ve bilgilerin hareketi ve depolanması | Ürünün kaynaktan müşteriye kadar olan bütün yaşam döngüsü |
Başlıca faaliyetler | Taşıma, depo, stok, sipariş, dağıtım ve iadeler | Tedarik, üretim, lojistik, talep planlama, iş ortakları ve müşteri yönetimi |
Kapsam | İşletme içi ve işletmenin doğrudan yönettiği operasyonlar ağırlıktadır | Birden fazla işletme, tedarikçi ve dağıtım kanalını kapsar |
Temel amaç | Hizmet seviyesi ile lojistik maliyeti dengelemek | Zincirin tamamında değer, dayanıklılık ve rekabet avantajı oluşturmak |
Yönetim seviyesi | Operasyonel, taktik ve stratejik kararlar | Ağırlıklı olarak bütünsel ve stratejik koordinasyon |
Taşımacılık ise lojistik yönetiminin yalnızca bir bileşenidir. Bir ürün zamanında taşınmış olsa bile yanlış ürün gönderilmiş, stok kaydı hatalı tutulmuş veya iade süreci yönetilememişse lojistik operasyon başarılı kabul edilemez.
Lojistik Yönetimi İşletmeler İçin Neden Önemlidir?
Lojistik operasyonlar; müşteri deneyimi, maliyetler ve işletme sermayesi üzerinde doğrudan etkilidir. Doğru ürünün zamanında ve hatasız teslim edilmesi müşteri güvenini desteklerken stok veya taşıma hataları satış kayıplarına ve ek maliyetlere neden olabilir.
Dünya Bankası da ülkelerin lojistik performansını değerlendirirken yalnızca taşıma hızına bakmaz. Gümrük süreçleri, altyapı kalitesi, uygun maliyetli sevkiyat düzenleyebilme, lojistik hizmetlerin yeterliliği, gönderilerin izlenebilirliği ve zamanında teslimat performansı birlikte değerlendirilir. Bu yaklaşım, lojistik başarının tek bir faaliyete indirgenemeyeceğini gösterir.
Etkili lojistik yönetimi işletmelere şu alanlarda katkı sağlayabilir:
- Siparişlerin daha doğru ve zamanında karşılanması
- Stokta bulunmama ve fazla stok riskinin azaltılması
- Taşıma ve depolama kaynaklarının daha etkin kullanılması
- İşletme sermayesinin stoklara gereğinden fazla bağlanmasının önlenmesi
- İade ve müşteri hizmetleri maliyetlerinin kontrol edilmesi
- Tedarik kesintilerine daha hızlı yanıt verilmesi
- Operasyonların büyüyen sipariş hacmine uyarlanabilmesi
- Müşteriye daha güvenilir teslimat seçenekleri sunulması
Etkili Bir Lojistik Yönetimi Nasıl Kurulur?
Lojistik sistemi kurarken doğrudan yazılım veya otomasyon satın almak yerine öncelikle işletmenin hizmet hedeflerinin ve mevcut süreçlerinin belirlenmesi gerekir.
1. Hizmet Taahhüdünü Tanımlayın
Her müşteriye en hızlı teslimatı sunmaya çalışmak, her işletme için ekonomik olmayabilir. Hangi müşteri grubuna, hangi ürünlerde ve hangi teslimat süresinde hizmet verileceği açıkça belirlenmelidir.
Bu kararlar stok seviyelerini, depo lokasyonlarını, taşıyıcı seçimini ve toplam maliyeti doğrudan etkiler.
2. Uçtan Uca Süreci Haritalayın
Siparişin alınmasından teslimat ve iadeye kadar geçen bütün adımlar çıkarılmalıdır. Süreçte hangi ekibin, sistemin ve iş ortağının sorumlu olduğu netleştirilmelidir.
ERP veya depo sistemlerinde oluşan işlem kayıtları, süreçlerin gerçekte nasıl ilerlediğini gösterebilir.
3. Stok Politikalarını Ürün Bazında Belirleyin
Bütün ürünler için aynı stok yöntemi kullanılmamalıdır. Hızlı satılan, yüksek değerli, mevsimsel veya uzun tedarik süreli ürünler farklı politikalarla yönetilmelidir.
ABC sınıflandırması, güvenlik stoğu, yeniden sipariş noktası ve talep değişkenliği gibi parametreler ürün gruplarına göre düzenlenebilir.
4. Lojistik Ağı ve İş Ortaklarını Değerlendirin
Depoların konumu, taşıyıcı sayısı, tedarikçi alternatifleri ve teslimat bölgeleri birlikte ele alınmalıdır. En düşük fiyatı sunan taşıyıcı, her zaman en düşük toplam maliyeti oluşturmayabilir.
Gecikmeler, hasarlar, başarısız teslimatlar ve müşteri hizmetleri yükü hesaba katıldığında hizmet kalitesi de maliyet değerlendirmesine dâhil edilmelidir.
5. Verileri ve Sistemleri Bütünleştirin
Lojistik kararlarının doğru olabilmesi için sipariş, stok, taşıma ve müşteri bilgilerinin tutarlı olması gerekir. Bir sistemde stokta görünen ancak fiziksel olarak bulunamayan ürün, planlama açısından kullanılamaz.
ERP, WMS, TMS ve sipariş yönetim sistemleri arasında veri akışı kurulurken ürün kodları, lokasyonlar, sipariş durumları ve teslimat tanımları standartlaştırılmalıdır.
6. Risk Senaryoları Oluşturun
Tek bir tedarikçiye, taşıma rotasına, depoya veya teknoloji sağlayıcısına bağımlılık, operasyonel risk yaratabilir. Alternatif tedarikçiler, taşıyıcılar, rotalar ve geçici kapasite seçenekleri önceden değerlendirilmelidir.
Tedarik kesintilerinin olasılığını ve olası etkilerini sistematik biçimde değerlendirmek içinrisk analizi yaklaşımından yararlanılabilir.
7. Sürekli İyileştirme Döngüsü Kurun
Lojistik performansın düzenli olarak ölçülmesi, sorunların kök nedenlerinin bulunması ve yapılan iyileştirmelerin kalıcı hâle getirilmesi gerekir.
Operasyonlarda hata, değişkenlik ve israf kaynaklarının azaltılmasına odaklananYalın 6 Sigma Yeşil Kuşak Sertifika Programı, süreç performansının veriye dayalı biçimde geliştirilmesiyle doğrudan ilişkilidir.
Lojistik Performansı Hangi KPI’larla Ölçülür?
Lojistik performans göstergeleri; hizmet kalitesi, hız, doğruluk, stok ve maliyet boyutlarını birlikte göstermelidir. Yalnızca taşıma maliyetini veya teslimat hızını izlemek, sistemin tamamını değerlendirmek için yeterli değildir.
KPI | Ne gösterir? |
Zamanında ve eksiksiz teslimat (OTIF) | Siparişlerin vaat edilen tarihte ve tam miktarda teslim edilme oranını |
Zamanında teslimat oranı | Teslimatların planlanan tarihe uyumunu |
Sipariş doğruluğu | Doğru ürün ve miktarla hazırlanan siparişlerin oranını |
Sipariş çevrim süresi | Siparişin alınmasından sevkiyat veya teslimata kadar geçen süreyi |
Stok doğruluğu | Fiziksel stoklarla sistem kayıtlarının uyumunu |
Stok devir hızı | Stokların belirli bir dönemde kaç kez yenilendiğini |
Stokta bulunmama oranı | Talep edildiği hâlde karşılanamayan ürün oranını |
Sipariş başına lojistik maliyet | Taşıma, depo ve hazırlama maliyetlerinin sipariş hacmine oranını |
İade oranı | Teslim edilen siparişlerin ne kadarının geri döndüğünü |
Hasar ve kayıp oranı | Taşıma veya depolama sırasında sorun yaşayan ürünlerin oranını |
KPI’lar birbirlerinden bağımsız yorumlanmamalıdır. Örneğin teslimat hızını artırırken maliyetin aşırı yükselmesi veya stok miktarını azaltırken ürün bulunabilirliğinin düşmesi, yapılan iyileştirmenin sistemin tamamında başarılı olmadığını gösterebilir.
Lojistik Yönetiminde Kullanılan Teknolojiler
Lojistik teknolojileri, süreçleri tek başına iyileştiren çözümler değildir. Öncelikle hangi problemin çözüleceği ve hangi verinin güvenilir olduğu belirlenmelidir.
Başlıca lojistik sistemleri şunlardır:
- ERP: Finans, satın alma, satış, stok ve üretim gibi temel işletme süreçlerini bütünleştirir.
- WMS: Mal kabul, yerleştirme, toplama, paketleme ve depo stoklarının yönetilmesini sağlar.
- TMS: Taşıyıcı, rota, yük, navlun ve sevkiyat planlamasını destekler.
- OMS: Farklı satış kanallarından gelen siparişleri birleştirir ve uygun stok noktasına yönlendirir.
- Barkod ve RFID sistemleri: Ürün hareketlerinin daha hızlı ve doğru kaydedilmesine yardımcı olur.
- IoT ve telematik: Araç, yük, sıcaklık, konum ve ekipman verilerinin izlenmesini sağlar.
- Yapay zekâ ve tahmin sistemleri: Talep tahmini, rota planlama, kapasite kullanımı ve olası gecikmelerin belirlenmesinde kullanılabilir.
- Süreç madenciliği: Sistem kayıtlarını analiz ederek operasyonların planlandığı gibi mi, yoksa farklı biçimde mi ilerlediğini gösterir.
Örneğin bir TMS, taşıma planlamasını ve gönderi görünürlüğünü geliştirebilir; WMS ise depo içindeki ürünlerin hangi konumda bulunduğunu ve siparişlerin hangi sırayla hazırlanacağını yönetebilir. Ancak ürün, lokasyon ve sipariş verileri hatalıysa yazılımın üreteceği kararlar da güvenilir olmayacaktır.
Lojistik Yönetiminde Yaygın Hatalar
Lojistik operasyonlarda sık görülen sorunlardan biri, her departmanın yalnızca kendi maliyetini veya hedefini optimize etmeye çalışmasıdır. Satın alma ekibi birim fiyatı düşürmek amacıyla yüksek miktarda sipariş verebilir; depo daha fazla alan kullanmak zorunda kalabilir; finans ekibi ise artan stok nedeniyle işletme sermayesi baskısı yaşayabilir.
Diğer yaygın hatalar şunlardır:
- Taşıyıcıları yalnızca fiyat üzerinden değerlendirmek
- Stokta bulunmama sorununu sürekli fazla stokla çözmeye çalışmak
- Depo, satış ve e-ticaret sistemlerinde farklı stok rakamları kullanmak
- Teslimat gecikmelerini kök neden yerine sonuç üzerinden yönetmek
- İade süreçlerini ana lojistik operasyonun dışında değerlendirmek
- KPI’ları hedefler ve sorumlu kişilerle ilişkilendirmemek
- Tek bir tedarikçiye veya taşıma rotasına bağımlı kalmak
- Teknoloji yatırımından önce süreçleri standartlaştırmamak
Başarılı lojistik yönetimi, maliyetleri sürekli azaltmak değil; müşteri hizmeti, hız, doğruluk, dayanıklılık ve maliyet arasında işletmenin stratejisine uygun bir denge kurmaktır.
Lojistik Yöneticisi Ne İş Yapar?
Lojistik yöneticisi, ürün ve bilgi akışının planlanan hizmet seviyesi ve maliyet hedefleri doğrultusunda ilerlemesini koordine eder.
Görev alanları işletmeye göre değişmekle birlikte genellikle şunları kapsar:
- Depo, stok, taşıma ve sevkiyat süreçlerini planlamak
- Tedarikçi ve lojistik hizmet sağlayıcıların performansını izlemek
- Sipariş, kapasite ve teslimat planlarını koordine etmek
- Lojistik maliyetlerini ve KPI’ları analiz etmek
- Satış, üretim, satın alma, finans ve müşteri hizmetleri ekipleriyle çalışmak
- Operasyonel riskler için alternatif senaryolar oluşturmak
- Yazılım ve otomasyon projelerinde iş ihtiyaçlarını belirlemek
- İyileştirme projelerini yönetmek
- Müşteri şikâyetleri ve teslimat sorunlarının kök nedenlerini araştırmak
Bu görevler; analitik düşünme, veri yorumlama ve süreç bilgisi kadar iletişim ve koordinasyon yeteneği de gerektirir. Lojistik yöneticisi, çoğu zaman farklı hedeflere sahip departmanlar arasında hizmet düzeyi ve toplam maliyet dengesini kuran kişidir.
Lojistik Yönetiminde Sonraki Adım
Lojistik yönetimi, ürünün yalnızca taşınmasını değil; talebin anlaşılmasını, stokların doğru konumlandırılmasını, siparişlerin hazırlanmasını, taşıma ağının yönetilmesini ve iadelerin yeniden sisteme kazandırılmasını kapsar.
İşletmeler için ilk adım, bütün lojistik ağını aynı anda değiştirmek yerine hizmet kalitesini veya maliyetleri en fazla etkileyen süreci belirlemektir. Ardından süreç haritalanabilir, uygun performans göstergeleri seçilebilir ve iyileştirme sonuçları düzenli biçimde izlenebilir.
Operasyon, süreç geliştirme ve yönetim yetkinliklerini farklı başlıklarda geliştirmek isteyen profesyoneller, Sabancı Üniversitesi EDU’nunbireysel katılıma açık eğitimlerini inceleyebilir.
Lojistik Yönetimi Hakkında Merak Edilenler
Lojistik yönetiminde 3PL ne anlama gelir?
3PL, “üçüncü taraf lojistik” anlamına gelir. Bir işletmenin taşıma, depolama, sipariş hazırlama veya dağıtım gibi lojistik faaliyetlerinin bir bölümünü uzman bir hizmet sağlayıcıya devretmesini ifade eder. İşletme, ürünlerin ve müşteri ilişkisinin sahibi olmaya devam ederken 3PL şirketi belirlenen lojistik operasyonları yürütür.
3PL ile 4PL arasındaki fark nedir?
3PL sağlayıcılar çoğunlukla taşıma, depolama ve sipariş karşılama gibi operasyonel hizmetleri gerçekleştirir. 4PL sağlayıcı ise daha geniş bir koordinasyon rolü üstlenerek farklı lojistik şirketlerini, teknolojileri ve süreçleri işletme adına yönetebilir. Bu nedenle 4PL modeli, genellikle lojistik ağın bütünsel tasarımına ve yönetimine daha fazla odaklanır.
Lojistik yönetimi yalnızca ürün satan işletmeler için mi gereklidir?
Hayır. Fiziksel ürün satan işletmelerde lojistik daha görünür olsa da sağlık, etkinlik, enerji, inşaat ve teknik servis gibi hizmet sektörlerinde de ekipman, malzeme, yedek parça ve bilgi akışlarının yönetilmesi gerekir. Lojistik ilkeleri, kaynakların doğru zamanda doğru noktada bulunmasının önemli olduğu birçok alanda kullanılabilir.
Küçük işletmeler lojistik yönetimine nereden başlamalıdır?
Küçük işletmeler öncelikle sipariş, stok ve teslimat verilerini tek bir yerde düzenli biçimde takip etmelidir. En sık geciken siparişler, stokta bulunmayan ürünler, yüksek taşıma maliyetleri ve iade nedenleri belirlenebilir. İlk iyileştirme çalışması, müşteri deneyimini veya maliyetleri en fazla etkileyen alanlardan birine odaklanmalıdır.
Lojistik yönetiminde dış kaynak kullanımı ne zaman tercih edilir?
İşletmenin kendi altyapısıyla karşılayamadığı kapasite, uzmanlık veya coğrafi erişim ihtiyacı bulunduğunda dış kaynak kullanımı değerlendirilebilir. Ancak karar yalnızca fiyat üzerinden verilmemelidir. Hizmet düzeyi, veri paylaşımı, entegrasyon yeteneği, hasar oranı, operasyonel esneklik ve kriz dönemlerindeki kapasite de değerlendirme kriterleri arasında yer almalıdır.
Yeşil lojistik ne anlama gelir?
Yeşil lojistik, taşıma, depolama, ambalajlama ve iade süreçlerinin çevresel etkisini azaltmaya yönelik uygulamaları kapsar. Rota ve araç kapasitesinin iyileştirilmesi, boş seferlerin azaltılması, enerji verimli depolar, geri dönüştürülebilir ambalajlar ve ürünlerin yeniden kullanımını sağlayan tersine lojistik sistemleri bu kapsamda değerlendirilebilir.
Lojistik yönetimi eğitimi kimler için uygundur?
Lojistik eğitimi; depo, satın alma, planlama, üretim, e-ticaret, dış ticaret, sevkiyat ve operasyon alanlarında çalışan profesyoneller için uygundur. Ayrıca yöneticiler, işletme sahipleri ve süreç iyileştirme ekipleri de lojistik maliyetleri, hizmet seviyeleri ve departmanlar arasındaki ilişkileri daha iyi anlayabilmek için bu alandaki eğitimlerden yararlanabilir.

